
AB’nin zengin Batı kanadının, ekonomileri çökme riski altında olan Doğu kanadına yardımda istekli olmaması Avrupa entegrasyonunun sorgulanmasına neden oluyor
Global ekonomik krizin, alınan önlemlere karşın, etkisini her geçen gün biraz daha hissettirmesi Avrupa Birliği’nin 27 üyesi arasındaki “birlik ruhunu” da derinden etkiliyor. “Zengin Batı kanadının”, ekonomileri çok ciddi bir biçimde çökme riski altında olan “Doğu kanadına” yardım etmede pek istekli davranmaması Avrupa entegrasyonunun sorgulanmasına neden oluyor. Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen AB Zirvesi’nde, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yönelik bir yardım paketinin devreye sokulmasının kabul görmemesi, bu ülkelerdeki hem siyasi hem de ekonomik endişeleri en üst düzeye çıkardı.
AB Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti Başbakanı Mirek Topolanek zirve sırasında içinde bulunulan durumu “Avrupa entegrasyonunun tarihindeki en ciddi kriz” sözleriyle tanımlamıştı. “Doğu kanadının” çökmesi halinde bunun tüm AB üzerinde tamiri çok zor bir hasar yaratacağı gün gibi ortadayken “Batı kanadının öncelikle kendini kurtarmaya ağırlık vermesi”, Macaristan Başbakanı Ferenc Gyurscany’nin “AB’de yeni bir Demir Perde oluşmasına izin vermemeliyiz” çağrısının oldukça yerinde olduğunu kanıtlar nitelikte.
Doğu da bölündü
AB, belli kurallara uyulması halinde krizin üstesinden gelme konusunda yeterli entellektüel, siyasi ve ekonomik kapasiteye sahip olduğu yönünde bir hava yaratmaya çalışsa da bu yaklaşım suni bir etki yaratmanın ötesine geçemiyor. AB’nin zorda olan yeni üyelerinin yardımına etkili bir şekilde koşmaması halinde gündeme gelebilecek gelişmeler sadece ekonomiyle sınırlı kalmayacak.
AB’nin değerlerinin sorgulanması, Avrupa entegrasyonu konusundaki soru işaretlerinin artması, Brüksel’in otoritesine uyum isteğinin giderek azalması ve aşırı eğilimlere sempatinin artması bu ülkelerde ilk etapta gündeme gelebilecek siyasi gelişmeler olarak sıralanıyor.
Ekonomileri komşularına göre daha iyi durumda olan Polonya ve Çek Cumhuriyeti ile euro bölgesinde bulunmanın ek avantajına sahip olan Slovenya ve Slovakya’nın ortak pakete mesafeli durmayı tercih etmeleri de dikkatlerden kaçmıyor.


